Ayla Ay’ın Sessiz Çığlık sergisi Burgazada'da

Magazin

23 Eylül 2019 Pazartesi 13:40

16. İstanbul Bienali’ne paralel etkinlikler çerçevesinde Ayla Ay'ın enstalasyon çalışmalarının yer aldığı “Sessiz Çığlık - Ürpertik” sergisi Burgazada'da açılışını gerçekleştirdi.

Özgür GÜVENÇ

İSTANBUL (Anayurt)- Doğma büyüme Burgazada'lı olan  Ayla Ay, 3 yıldır Adalar’ın doğasından topladığı eşsiz parçaları bir araya getirdiği ve “ürpertik” olarak adlandırdığı çalışmalarını “Sessiz Çığlık-Silent Cry” adlı sergisini Burgazada’da açık havada sergilemeye çıkardı. Ayla Ay’ın 16. İstanbul Bienali’ne paralel etkinlikler çerçevesinde açık havada gerçekleştirdiği enstalasyon çalışması, Burgazada  Aya Nikola mevkii No:2’de görülebilir.

Sanatçı Ayla Ay; 16.İstanbul Bienali paralel etkinlikler çerçevesinde gerçekleşen sergide " Kadim uygarlıkların inanç ritüellerindeki negatif enerjileri uzak tutma ile ruhsal iyileşme olarak doğadan esinlenmenin yansıması olarak düşünebileceğimiz bir çalışma ortaya koydum. Görsel anlamda Anadolu’ya özgü üzerlik süsü ile Kızılderili ve benzer kültürlerin kötülüklerden korunma amacı ile ürettiği dream catcher esinlenmesinden yola çıktım" diyor. 

SANAT EN İYİ DOĞADAN ÖĞRENİLİR

Doğanın kıyısına vuran parçaları bir araya getiren sanatçı; sanatın en iyi doğadan öğrenilebileceğini, doğaya ait hiçbir parçanın çöp olmadığı ve her bir parçanın paha biçilemeyecek değerde olduğunu belirten sanatçı,geçmiş uygarlıkların izini sürerek kendi varoluşunu ortaya koyuyor. Parçaları belli bir sistematik içinde bir araya getirdiğimizde kaosun, yerini sonsuz uyuma bırakacağına işaret ederken, evrenin sonsuzluğuna ve makro ölçekteki varoluşu, mikro ölçekteki doğanın her parçasında görebileceğimize dikkat çekiyor. Üç yıl süren çalışmada, hızlıca kurgulanmış sistemsel bir tasarımdan çok, ciddi anlamda yürünmüş bir yolun izleri yansıyor sergiye.

HER BİR PARÇANIN AYRI BİR HİKAYESİ VAR


Anadolu uygarlıkları ve Sümerlere de değinen sanatçı Ayla Ay; doğal ip ile sadece bağlayarak bir araya getirdiği çalışma hakkında; “Akıl almaz bir hızla kirletmeye ve kaybetmeye devam ettiğimiz doğanın her bir parçasını geleceğe taşımak için topluyor ve doğaya saygı ritüeli olarak bir araya getiriyorum. Doğa kaybı konusunda toprağında doğup büyüdüğüm ada başta olmak üzere, globalde ciddi bir alarm durumu söz konusu. Adada yürürken denk geldiğim parçaların her birinin ayrı bir hikayesi var ve benim için bir hazine niteliğinde.  Ada, doğanın tam ortasında yaşadığınızda sizi tamamen kendisinin bir parçası haline getiriyor. Kendinizi ağaç, çakıl taşı veya onun herhangi bir parçası gibi hissetmek olağanüstü. İlk önceleri kendim için üretip, bahçede ağaç altına asarak izlerdim. Sonraları, zaten var olduğum günden bu yana her parçasına sonsuz sevgi duyduğum doğanın, gün geçtikçe artan ekolojik kirlenme ile yok oluşuna dikkat çekerek farkındalık yaratabilme telaşı yaşamaya başlayınca harekete geçmem gerektiğini hissettim. Issız bir adada kurtarılmayı bekleyen dilsiz bir yaşanmışlığa gönderme yapan, geçmiş ile gelecek arasındaki bağlantıda şimdiyi öne çıkaran ve bir benzerinin daha bulunmadığı sayısız parçalar. Rüzgarlı havalarda adeta geçmişteki uygarlıklardan kopup büyüleyici bir esinti ile gelen, tılsımlı bir melodi duymak mümkün” şeklinde aktarıyor yaptıklarının özünü.

BÜYÜLEYİCİ YOLCULUĞU, ÜRPETİKLER

Kuru dallar, lodos sonrası kıyıya vurmuş deniz kabukları ve çakıl taşları, adaların jeolojik yapısından birkaç örnek ile adaya özgü doğal kızıl çamur…Bazen sadece adayı ifade eden şekiller, renkler, bazen de insanlığın doğuşu olarak kabul edilen ve ada ile arasında kutsal bir bağ gibi metafor yaratılan MU kıtasına ait semboller kullanıldığını görebiliriz.  

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Benzer Haberler


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim