Beyaz önlüğü çıkarıp karaktere bürünüyorlar

Kültür-Sanat

5 Eylül 2019 Perşembe 13:58

Ankara Eczacı Odası, eczacı, Oda çalışanı ve yakınlarının oluşturduğu Tiyatro Topluluğu ile bu yıl ikinci kez seyirci karşısına çıkacak. DT sanatçısı Cengiz Uzun ve oyuncular Volkan Özbay, Ayşegül Kazıklı ve Ömer Sefa Çelik ile çalışmaları üzerine konuştuk.

Salih KAPLAN

ANKARA (Anayurt) - Ankara Eczacı Odası (AEO), eczacı, Oda çalışanı ve yakınlarının oluşturduğu Tiyatro Topluluğu ile bu yıl ikinci kez seyirci karşısına çıkacak. Mesai saatleri dışında günün stresini atmak için bir araya gelen topluluk üyeleri, genç tiyatro yazarlarından Yunus Emre Gümüş'ün kaleme aldığı “Entrikalı Dolap Komedyası” adlı tiyatro oyununu sahneleyecek. Bir yıllık bir çalışma sonunda ortaya konulan oyun ilk olarak haziran ayında gösterilmiş ve büyük beğeni toplası üzerine yeniden sahnelenmesine karar verilmişti. Komedi türündeki oyun, iyilik ve kötülüğün bir elbise dolabı etrafında döndüğü ve insanın vefa ve çıkar çatışmasının gülünçlüğünü ortaya koyuyor.

Bir yıllık hazırlıklarını 7 Eylül akşamı saat 20.00’de Şinasi Sahnesi’nde ücretsiz ve biletsiz olarak sahneleyecek olan ekipten ekibin lideri DT sanatçısı Cengiz Uzun ve oyuncular Volkan Özbay, Ayşegül Kazıklı ve Ömer Sefa Çelik ile çalışmaları üzerine konuştuk.

Öncelikle sizleri tanıyalım. Topluluk dışında ne yapıyorsunuz ve burada  nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

Cengiz Uzun: Ankara Üniversitesi DTCF Oyunculuk bölümü mezunuyum. 2002’den bu yana Devlet Tiyatrolarında (DT) profesyonel oyunculuğa devam ediyorum. Ankara Eczacı Odası ile çalışmaya 4 yıl önce başladım ve Odanın tiyatro çalışmalarını ben yürütüyorum. Burada bir çalışma düzeni ve oyun belirliyoruz. Odanın yapısına uygun olan ve burada çalışabileceğimiz oyunları bulup oyunları hep birlikte okuyup, beğendiğimiz oyuna karar vererek çalışmaya başlıyoruz.

Çalışmalarımızı Odanın konferans salonunda yapıyoruz. Oyun çıkmaya yaklaşınca da sahne düzeni olan bir yerde heyecanımız artmak ve sahne düzenine alışmak için profesyonele yakın sahnelerde çalışıp oyunumuzu hazırlıyoruz.

Tiyatro Topluluğuna katılma süreciniz nasıl oldu?

Ayşegül Kazıklı: Ben serbest eczacıyım. Odada tiyatro çalışmalarının olduğunu söyleyen bir arkadaşım aracılığıyla dahil oldum. O devam etmedi ancak ben yıllardır burada tiyatro oynamaya devam ediyorum.

Ömer Sefa Çelik: Eczacılıktan 2017’de mezun oldum. Bir buçuk yıldır eczanemi işletiyorum. Ekibe de geçen yıl katıldım. Tiyatro ile üniversite yıllarında ilgilenmek istedim aslında ama derslerim pekiyi olmadığı için devam edemedim. Tiyatro Topluluğu ile Odanın sayfasındaki ilanı gördüm ve denemek istedim. Olur mu, olmaz mı, onu görmek istedim. Güzel bir ortam var burada. Geldikten sonra bırakmak istemiyorsun zaten.

Volkan Özbay: Jeofizik Mühendisliği mezunuyum. Yıllardır tiyatronun içindeydim. Babam ile birlikte eczanede çalışıyorum. Eczacı Odasının duyurusu ile ekibe katıldım. Özel tiyatrolarda da çalışıyorum. Biraz daha kafam rahat olsun ve daha rahat çalışayım diye dört yıldır Cengiz Hoca ile birlikte çalışıyorum.

Eczacı ya da eczacı yakınlarından oluşan bir ekibe dahil olmak profesyonel insanlarla çalışmaya kıyasla nasıl hissettiriyor?

Volkan Özbay: Profesyonel denildiğinde hatasız bir iş olmalı. O hatasız iş içinde hatasız bir şekilde çalışılmalı. Biz burada altı ay kadar geniş geniş çalışma fırsatımız oluyor. Dışarıda böyle bir imkânımız olmuyor. Bir ay içinde bütün oyun çıkmak zorunda. Farklı zorunluluklar var. Burada ise Cengiz Hoca’nın çizdiği çerçeve dışında zorunluluğumuz yok. Kafa dağıtmak için ideal geliyor bana.

Çalışma hayatın dışında tiyatro ile buluşmak sizin için nasıl bir etki yaratıyor?

Ömer Sefa Çelik: Kötü enerjiyi atıyorum. Günün stresini atıyorum. Burada iki üç saat boyunca çalışıp yoruluyoruz ama Odadan çıktığımız zaman buradan mutlu bir şekilde ayrılabiliyorsun. Eğlenerek, gülerek ve zevk alarak çalışıyoruz.

Ayşegül Kazıklı: Gün içindeki sorunlarımı unutuyorum. Aynı zamanda bizim için kişisel gelişim oluyor. Farklı bir şey denemiş oluyoruz. Sahnede olmayı sevdiğim için kendimi unutuyorum, terapi oluyor. Aynı zaman da eczacı çevrem de gelişiyor.

Ne sıklıkla çalışma yürütüyorsunuz?

Çalışmalar ve sahneleme açısından topluk üyelerinin profesyonel oyunculardan ne gibi farkları oluyor?

Cengiz Uzun: Programı kendi zamanıma göre hazırlıyorum. Çünkü DT’de sezon diye tabir ettiğimiz provaların başlama sürecinde iş yoğunluğum fazla oluyor. Benim tek izin günüm pazartesi günü. Biz de bunu değerlendirerek pazartesi gününü prova günü olarak belirliyoruz. Haftada bir gün ile ilerliyoruz ama oyun çıkmaya yakın dönemlerde bunu sıklaştırıyoruz.

Performanslar açısından burada profesyonel bir beklenti içinde değilim. Amatörce bu işi yapmak istiyorlar. Bunun da kendi içinde bir ruhu ve yapısı var. O yapı içinde baktığınızda hiçbir sorun olmuyor. Profesyonel olduğunuzda sorumluluklarınız daha fazla oluyor. Amatör olduğunuzda sorumluluklarınız daha az oluyor demek istemiyorum ama profesyonel olduğunuzda iş kısmı çok daha fazla devreye giriyor. Ama böyle bir topluluk içinde işten ziyade birlikte sevdiğimiz bir işin üretimini yapıyoruz. Karşılığını da hep birlikte seyircinin karşısına, sahneye çıkarak ve alkışlarla beslenerek alıyoruz. Bugüne kadar da iyi sonuçlar aldık.

Yılda kaç oyun sergileyebiliyorsunuz?

Cengiz Uzun: Gönül isterdi ki burada üç tane oyun çıkaralım. Ama haftada bir günlük çalışma ile bir tane oyun çıkarıyoruz ve bir kere sahneliyoruz. Ama iki yıldır bunu kırdık. Seyirciden güzel dönüşler aldığımız için bu yıl da ikinci gösterimi yapacağız. Bu oyun tamamen Odanın bütçesi ile yapılıyor. Bu nedenle oyunu seçerken bunu düşünüyoruz ve dekoru, kostümü ona göre tasarlıyoruz.

Kısıtlı bir bütçeniz olmasına rağmen  oyunu ücretsiz sergiliyorsunuz, bunu sağlayan imkan nedir?

Cengiz Uzun: Topluluğun tiyatro faaliyeti Odanın faaliyeti olduğu için oyun Oda üyelerine sergilenmiş oluyor. Bu bir kazanç kapısı değil. Kar gözetilerek yapılan bir çalışma değil. Gösterimden sonra başka bir oyun çalışmaya başlayacağız ama bu oyunu da burada bitirmek istemiyoruz. Ekip arkadaşlarımız ile birlikte farklı bir mecrada ücretlendirerek seyirci ile buluşturabiliriz.

Eczacı önlüğünü çıkarıp sahnede  farklı bir karaktere bürünmek nasıl bir his?

Ayşegül Kazıklı: Bir kere sahneye çıkınca, onun zevkini yaşayınca zaten devamı geliyor. Sahnede eczacı olmayı bırak kendimi tamamen unutuyorum. Bütün sorunlarımı, gelecek kaygılarımı unutuyorum. Tiyatro yapmak çok güzel, tiyatrocu olmak gibi bir amacımız yok ama tiyatro oynamak çok iyi hissettiriyor.

Ömer Sefa Çelik: Gün içinde mental olarak çok yoruluyoruz. Çünkü eczanede sadece hastalarla uğraşmıyoruz, ödemeler geliyor… Oradan çıkıp sahneye geçmeyi ilk defa yaşadım. Çok eğlenceliydi. İnsanları güldürüyorsun, onlardan alkış alıyorsun. İnsanların sahnelediğimiz performansı beğenmesi bizi mutlu ediyor.

Sahnede eczacılarla birlikte olmak nasıl bir his?

Volkan Özbay: Eczacılık, insanların sorunlarına eğilebildiğim bir dal. Birilerine yardım etmek güzel bir şey. Hele de “Allah razı olsun, çocuğum iyileşti” gibi bir olumlu geri dönüş güzel hisler uyandırıyor bende. Bu aynı dili konuştuğum arkadaşlarımla devletin geri ödeme sistemiyle ilgili espri yaptığımızda gülebiliyoruz. Hâlbuki dışarıda kimsenin anlamayacağı bir dilde konuşuyoruz. Bu sahneye de yansıyor elbette. Daha enerji dolu ve gözlerimizden birbirimizi anlayabileceğimiz bir ekip oluyoruz. O anlamda rahat olmamı sağlıyor.

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Benzer Haberler


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim