Olumlu ÇED’lerin olumsuz etkilerini yaşıyoruz

Ankara

12 Mayıs 2019 Pazar 15:57

Yok olmaya yüz tutan bitkilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Vural, çevreye olumsuz etkisi olan projelerle ilgili verilen olumlu ÇED raporlarını eleştirdi ve "Olumlu verilen ÇED raporlarının olumsuz etkilerini yaşıyoruz” dedi.

Tamer Arda ERŞİN

ANKARA- Zigana Doğa Okulu, Ankara Üniversitesi bünyesinde bulunan Herbaryum'u ziyaret etti. Ziyaret sırasında Türkiye'deki yok olmaya yüz tutmuş bitkilerle ilgili emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mecit Vural bilgilendirmede bulundu ve çevreye olumsuz etkisine rağmen olumlu yönde verilen çevre etki değerlendirme (ÇED)  raporlarını eleştirdi.

Zigana Doğa Okulu, Ekolojik Duyarlılık Projesi kapsamında Ankara Üniversitesi bünyesinde bulunan Herbaryum'u ziyaret etti. Ziyaret sırasında emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mecit Vural ve Herbaryum uzmanı Tuğrul Körüklü,Türkiye ve Herbaryum'daki bitkiler hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Mecit Vural Türkiye'de yok olmuş ve yok olmaya yüz tutan bitkiler olduğunu belirterek, "Yok olmuş bitkiler üzerinde duruyorum. Gerçekten doğamız tahmin edeceğimizden daha hızlı şekilde tahrip oluyor. Yerleşim yerlerine yakın olan yerlerdeki tahribat daha hızlı. İnsan oğlu hep rant ve arsa kapma peşinde" dedi.

'ÇED RAPORLARININ OLUMSUZ ETKİLERİNİ YAŞIYORUZ'

Hidroelektrik santrallerin (HES) ve çeşitli projelerle ilgili ÇED raporlarının doğadaki bitkilerin yok olmasına neden olduğunu vurgulayan Vural, şunları söyledi: "Olumlu verilen ÇED raporlarının olumsuz etkilerini yaşıyoruz. Gerçeği yansıtmayan raporlar veriliyor. Millet endemik lafından korkuyor. ÇED raporuna bakıyorsunuz bölgede endemik bitki yok diyor, sonra bir görüyorsunuz 8- 10 tane endemik bitki var ve bunlar tehlike sınıfında. Bu raporları veren kişilere ceza veremiyorsunuz ama bu raporu yazanların belirlenip, kara listeye alınması ve bir daha rapor yazmaması sağlanmalı.Mera olarak kullanacağımız alanlar daralıyor. Otlaklar bitiyor. Bir daha o canlıların dünyaya gelmesi mümkün değil. Bir alanda fabrika mı kuracaksınız, tarla mı açacaksınız bir kurul tarafında karar verilmeli. Ancak bizde herkes her şeyi çok iyi biliyor. Planlı yapılmıyor."

'ANKARA'DA 90 BİTKİ YOK OLMAYA YÜZ TUTTU'

Vural bitkilerin diğer canlıların yaşamını devam ettirmesi için temel parça olduğunu vurgulayarak, "Yakın gelecekte bitkilerin yok olmasının zararını göreceğiz. Asırlardır bize emanet gelen yaşamları yok ediyoruz" diye dikkat çekti.  Türkiye'deki endemik bitkilerin neredeyse yarısının kaybolmaya yüz tutmuş tehlike sınıfında bulunduğunun altını çizen Vural, "Ankara'dan örnek verilecek olursa 90 bitki kaybolmaya yüz tutmuş tehlike sınıfında ve yaklaşık 30 tanesi kritik derecede" diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE 9 BİN 753 TÜR VAR'

Tuğrul Körüklü Türkiye'deki bitki türü sayısını açıklayarak "Tüm Türkiye'de tür olarak 9 bin 753 tane bitki var. Bu rakam kıta Avrupa'sı florasıyla başa baş giden bir rakam oluyor. Sadece Türkiye büyük bir kıtayla boy ölçüşebilecek kadar botanik açısından zengin. Sadece İngiltere'de yetişen 2 bin 400 bitki, sadece Ankara'da yetişen 2 bin 500 bitki var. Bir ülke kadar bitki sadece Ankara'da ve bozkırın ortasında yetişiyor. Türkiye florası çok zengin üçte bir oranında özgün yani yaklaşık 12 bin bitkinin 4 bini endemik" dedi.

'200 BİN BİTKİYİ MUHAFAZA EDİYORUZ'

Ankara Üniversitesi Herbaryum'unda 200 bin civarında bitkinin muhafaza edildiğini belirten Körüklü, "Buradaki bitkilerin 3'te biri endemik diyebiliriz. Bazı bitkiler nadirdir, bazılarından bir kaç örnek vardır. Türkiye'de yok olmuş bitki olduğu tespit edildi özellikle Keban Barajı civarı, Erzincan ve çevresi veya 100 yıldır toplanmamış" diye konuştu.

HERBARYUM NEDİR'

Körüklü, herbaryumun ne olduğunu şöyle açıkladı: "Herbaryum hem kurutulmuş bitki örneklerinin saklandığı yer manasına geliyor hem de koleksiyon anlamı taşıyor. Bu kurutulmuş örnekler bitki presi adını verdiğimiz yaklaşık 1700’lü yıllardan bu yana pekte değişmeyen gereçlerle toplanıyor. Aynı zamanda dolaplarımızın içindeki bitkileri hangi boyutlarda toplayacağımızın da bir çerçevesini çiziyor. Bu boyutların dışına çıkmayan bitki örneklerini pres içerisinde basınç altında kurutuyoruz. Daha sonra herbaryum örneklerini oluşturuyoruz. Herbaryum kartonu aşağı yukarı A3 boyutundadır. Pres altında başınçla kurutulmuş ama çürütülmemiş örnekler teşhis için bilime yüz yıllar boyunca hizmet edebiliyor. Dünya da bu şekilde kurutulmuş ilk bitki koleksiyonları İtalya’da 1500’lü yıllardan başlıyor. Türkiye’de ise Osmanlı İmparatorluğu zamanlarında 1850’lerde bir herbaryum var." 

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Benzer Haberler


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim