Tarıma kazandırırsak üretim açığımız azalır

Güncel-Dizi

30 Eylül 2019 Pazartesi 14:52

Taşlık arazileri ucuz maliyetle temizleyebilmek için mahkumlardan faydalanabiliriz. Bu fayda yeni çıkan yasa ile çalıştığı güne göre erken salıverme imkanı ile daha cazip hale gelebilir.

Oğuz GÜLER

ANKARA- Son üç aydır bakanlığın verilerinde bulamadığım için birçok makale ve doktora tezi tarayarak yüz ölçümümüzün ne kadarı 4, 5 ve 6. derece taşlık arazi olduğunu bulamadım. Yetkili yerlerde ki bürokratlarında ortaya yeni bir iş çıksın istemediklerinden gereken bilgiler tam veya doğru olarak bulmak zor. Ancak Ziraat Fakültesinden devre arkadaşım, değerli kardeşim sayın Fikri Kaya en azından bu konuda bakanlıkta bir meslektaşımızdan araştırmamla ilgili kısmi bir done bulmam sevindiriciydi. Ancak bu işi en iyi Tarım yönü ile arazi ve Coğrafi olgulara dayandırarak bakmak gerektiğin anlayınca DTCF'ni telefonla aradığım da aşağıda belirteceğim ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Coğrafya bölümünden Rüya Bayar'ın çalışması ile sonuca kısmen ulaşabildim.  Taş temizleme ve ufalama işinde bölge insanları ve mahkumları "taşlık arazileri temizleme" projesinde değerlendirmemiz doğru bir yol olabilir. DTCF'deki teze göre konuya başlarsak bu çalışma  "Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin arazi bölünüşü ve Tarım alanlarında ki değişimler" isimli çalışmada bize lazım olan bölümlerini özetini de aşağıda sunuyorum.

Bu tezde öncelikle Türkiye arazi bölüşümünde ki değişim ele alınmış daha sonra ekili, dikili ve nadas alanları olarak tasnif edilen tarım alanlarının nasıl bir değişim sürecinde olduğu anlatılmış. Netice de bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada Devlet İstatistik Enstitüsünün çıkarmış olduğu tarım istatistikleri temel alınmıştır. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar aynı ayrıntılara sahip tarımsal istatistikler bulunmadığı için sadece 1935 ve 2001 yılı değerleri kullanılabilmiştir. Analiz sonuçları makalede haritalar tablolar ve grafiklerde gösterilmiştir. 1949 yılında Türkiye'nin %20’si tarım alanlarına, %50’si çayır ve mera alanlarına, %13’ü orman alanlarına % 17’si ise diğer alanlara ayrılırken; 2001 yılında %34’ü tarım, %22’si çayır ve mera, %26’sı orman, %18’i diğer alanlara yani taşlık ve çorak arazilerden oluştuğu yazılmıştır.

Bu %18'lik arazinin de %10'u taşlık ve %8'i de çorak arazilerden oluştuğu belirtilmiştir. Yarım yüzyıllık dönem içerisinde yeni tarım alanları kazanmak için, aslında tarım için çok uygun olmayan orman, çayır ve mera alanlarında gerileme meydana gelmiştir. Türkiye’de yeni tarım alanları daha çok orman tahribi ya da çayır ve mera alanlarının tarım alanı olarak kullanılması sonucu açılmaktadır. Böylece bazı yerlerde il ölçüsünde bile tarım alanı azalmamış, hatta çoğalmış gibi görülmektedir (Tümertekin 1986-1987;34).

Bizim ucuz yem üretimi için gerekli olan soya ve mısır açığımız için en az 400-500 bin dekar yeni arazi bulmamız şart. Yüz ölçümümüz aynı olduğuna göre bu alanı Arpadan yeşil yem üretme olgusu ve taşlık arazilerimizi ayıklama ile çok rahat kazanabiliriz. Gerçi 2 proje ile 1 milyon hektar arazi tarımda alternatif oluşturma imkanı sağlıyor. Bunlardan ilki kapalı alanda çok ucuza yeşil yem üreterek yem ekilen bu tarlada başka ürün yetiştirerek tarımsal açığı azaltmak. İkincisi taşlık arazileri çok hızlı bir şekilde temizleyerek yeni tarım alanlarını arttırmak. Mersin, Adana, Karaman, Hatay, Elazığ, Osmaniye, Antep, Maraş, Adıyaman, Malatya, Urfa, Mardin, Kilis, Diyarbakır, Şırnak, Batman, Siirt illerini içeren 16 ilimizde genelde yamaç yerlerin taşlık ve diğer kısımlarda ki taşlık yerleri taş kırma ve taş ayıklama aparatları ile yeni tarım arazisi kazanarak soya ve mısır ithalatımızı ürün kaydırma veya bu bölgelerde bu tarımı teşvik ederek dış alımı minimuma indirgemeliyiz. Traktör arkasına bağlanan bir aparatla neredeyse yumruk büyüklüğünde ki taşları un ufak ederek topraklaştıran veya yine traktörle elekli çember kazıcılarla taşları ayrıştıran traktörler ile arazi temizliği yaparak verimsiz mera veya vasıfsız arazileri tarıma kazandırmalıyız. Toplanan taşların taşınıp kırılarak yapılaşma, inşaat veya yol çalışmalarına mıcır üretiminde kullanıldığı bilinmektedir.

Hapiste çalışmayı düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre hükümlüler sağlık problemleri yoksa ve meslek sahibi değillerse çalışmak zorunda. Hapiste çalışma Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan İş yurtları Kurumu Daire Başkanlığı tarafından yürütülürken, başkanlığın 2016 faaliyet raporuna göre göre 258 farklı iş kolunda, 50 binin üzerinde mahkum çalışıyor. Mahkumların günlük çalışma ücreti ise 2019 yılına göre 7 lira ile 15 lira arasında değişiyor. İşte biz bu arazileri ucuz maliyetle temizleyebilmek için mahkumlardan faydalanabiliriz. Bu fayda yeni çıkan yasa ile çalıştığı güne göre erken salıverme imkanı ile daha cazip hale gelebilir.

Ülkemizin %10'u taşlık arazi olarak gösterilse de bakanlıkta rakam olarak maddi bir veriye ulaşamasak da ülke genelinin 7 ve 8. derece taşlık kısım haricinde yüzde 10 değil %1.5-2 civarında olduğu yönünde bilgiler yetkililerce konuşulmaktadır. Bu bilgiye göre en az %1.5 denen rakamdan hareket ederek taşlık arazimizin bundan az olmadığı söylendiği için biz 780 bin kilometre kare yani 78 milyon hektar olan ülkemizin yine de yaklaşık 1,17 milyon hektar alanının 1 milyon hektar sayarak yola çıkarsak 4, 5 ve 6. derece taşlık olduğundan konuya işin en küçük değerinin daha da altında gitmemizin yanlış olamayacağını düşünmekteyim.

Bu bahsettiğimiz ölçekteki taşlık arazilerin büyük kısmını doğu ve güneydoğuda olduğu gerçeğinden hareketle bu 16 ilimizden 400-500 bin dekar ayıklanmış arazi oluşturma imkanımız var diye düşünülebilir. Bunun işleri yapmak için kaynak ihtiyacını da TUDEM, 2. lig borsa ve faizsiz sistemden aktarabileceğimizi eski yazılarımda aktarmıştım. Bu arada %8 denen çorak arazilerin vasfına göre 40-60 yıl arasında tarıma kazandırıldığını düşünürsek taşlık arazinin topraklaştırarak ve temizlenerek çok kısa sürede ekonomiye kazandırılması işin güzel tarafı olsa gerek. Çorak arazilerde tuzun ayrıştırarak uzaklaştırılması olgusu başka yollarla da başarılabilir. Bu yöntem 1-1.5 metrelik toprağın kazınıp orada yıkanması ve sistematik bir makina ile bu işlem pahalı da olsa kaynak bulunursa niye yapılıp süre kısaltılması denenmiyor?

  Yorum Ekle

  Yorumlar

 Zafer
 1 Ekim 2019 Salı 18:14
Meslekdaşım , tebrikler, tarım bakanlığı tayin ,atama ve boş işlerden bir kurtulsa yapacak da ?? İnşallah bu güzel tesbitleri değerlendirir.

  Benzer Haberler


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim