Uçsun Uçan Süpürge

Magazin

12 Mayıs 2019 Pazar 13:36

Uçan Süpürge bu yıl 22. kez havalanacak. Uçan Süpürge ekibinden Sündüz Haşar ile Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ni konuştuk. Haşar, Ankaralılara festival baharı yaşatmak istediklerini söyledi.

A.Cevat UĞRAŞ

ANKARA (Anayurt)- 22. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 23- 30 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bu yıl 22. kez havalanacak olan Uçan Süpürge’nin bu yılki teması 22.0 Hikayem Bu yıl festivale 1721 filmle rekor bir başvuru yapıldı. Festival seçici kurulları filmleri izledi ve 1721 filmden 140 tanesi, Her Biri Ayrı Renk, Yersiz Yurtsuz, Dertsiz Tasasız, Festivallerden, Belgeseller, Kısalar ve Canlandırma başlıkları altında festival süresinde Ankaralı sinemaseverlerle buluşacak.

KENDİ HİKAYEMİZİ ANLATIYORUZ

Uçan Süpürge Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sündüz Haşar festival çalışmalarını gazetemize anlattı. Festivalin başlamasına az bir süre kaldı çok çalıştıklarını belirten Haşar, daha yapacak çok işlerinin olduğunu ifade ederek,

“Bu sene kendi hikayemizi anlatıyoruz. Kendi hikayemiz derken, Uçan Süpürge’nin 22 yılı, Türkiye’deki kadınların hikayeleri ve dünyadaki kadınların hikayeleri olacak Uçan Süpürge’de. Bu sene dedik ki Hikayemiz 22,0 diyelim ve 22 yıl ufkundan baktığımızda dünyada ve Türkiye’de kadınlar nasıl görünüyorlar, neler yapmışlar, biz bunları nasıl yansıtabiliriz. Bu yılın perspektifi esas olarak bu” diye konuştu.

FESTİVALE OLAN GÜVEN REKOR BAŞVURUYU GETİRDİ

Sündüz Haşar Uçan Süpürge’ye yapılan rekor başvuruyu 22 yılın güveni olarak özetlerken, “ Bu yıl rekor bir başvuru aldık. 1721 film başvurdu. Bu çok gurur verici bir rakam. Biz Ankara’da hadi kadın filmleri gösterelim diye yola çıkıp onu film festivaline    çevirmiş bir avuç kadınız aslında. Ve 22’ye geldiğimize, bu kadar yılın nasıl geçtiğine biz de inanamıyoruz. Bunun oluşturduğu güven ve birikimin olduğunu düşünüyoruz. 1721 filmi biz de beklemiyorduk. Hatta bizim niyetimiz son yıllarda genel olarak kültür sanat alanında yaşananları  düşünecek olursak biraz küçülmek düşüncesindeydik. Fakat olmadı başaramadık” dedi.

DAYANIŞMAYLA AYAKTA DURUYORUZ

Sündüz Haşar, dünyanın bütün festivalleri gibi Uçan Süpürge’nin de ekonomik anlamda sıkıntılar yaşadığına vurgu yaparak, “ Cannes Film Festivali değilseniz ekonomik anlamda sıkıntı yaşarsınız. Bütün festivallerin genel olarak hayatını sürdürmek konusunda ciddi bir problemi var. Ama dayanışmayla, el ele tutuşmakla ve her seferinde bir mucize gerçekleşiyor festivalimizi gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

“Geçtiğimiz yıl bir sürpriz yaşadık. Kültür Bakanlığı festivalimiz bittikten sonra ilk kez destek vermemeye karar verdiğini açıkladı. Bu bizim için sürpriz oldu ama biz festivalimizi yapmıştık. Bu yıl biz yine her zamanki gibi başvurumuzu yaptık. Yirmi küsür yıldır yaptığımız gibi ve kataloglarımıza, davetiyelerimize Kültür Bakanlığı logosunu koyduk. Bu yıl  böyle bir sürpriz beklemiyoruz. 22 yıldır yolumuza devam ettiğimiz gibi devam edeceğimizi düşünüyoruz. Buna rağmen Kültür Bakanlığının verdiği bütçe festivalin bütün bütçesi değil. Biz bu 1721 filmden 140 film seçtik. Bizi destekleyen Ankaralı ve Türkiyeli kadınlar ve erkekler var. Görüntülerimizi  afişimizi arkadaşlarımız yapıp bize gönderiyor. Tam bir  dayanışmayla ayakta duruyoruz. Çok emekle yapılan bir şey. İnsanlar da aslında birbirini emekle destekler. Gerçek olan emek ve ortaya koyulan iş. 20 yıldır yaptığımız gibi festival açılışını Büyük Tiyatro’da yapmak istedik. Bize çok büyük bir bütçe çıkardılar. Bizim ödememize imkan yoktu. Ama İstanbul’dan  bir iş kadını Nur Ger Büyük Tiyatroyu bizim için kiraladı. Atölyelerimiz için de önemli bir bütçe gerekiyordu. Atölyelerimizi de Leyla Alaton karşıladı. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bütün kadınların hikayesini toplayarak, kadınların ortak bir eseri olarak yoluna devam ediyor.”

1721 FİLMDEN 140’A NASIL İNDİ

Festival filmlerinin çok nitelikli bir seçki olduğuna vurgu yapan Haşar, “Seçimi ne kadar büyük bir yelpaze içinden yaparsanız. Seçilenler o kadar kaliteli olur. Bu 140 film pastanın çilekleri. 17 kişilik  bir jüri üyemiz vardı. Uzun Metrajlı, Belgesel, Kısa ve Animasyon jüri üyelerimiz olağanüstü bir iş çıkardılar ve bize çok nitelikli bir seçki ortaya koydular. Onlara müteşekkiriz. Şimdi bizim işimiz o filmleri programlamak. Filmler Büyülü Fener Sineması ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gösterilecek. Birde Casa İtalya bir diğer gösteri mekânımız”

Haşar film gösterimlerinin ücretsiz olmaması gerektiğini ve festival biletlerinin çok cüzi bir miktar olduğunun altını çizerek, “ İlginçtir ücretsiz olunca o film isterse Maria Luisa Bemberg'in elinden çıksın seyirci o filme gelmiyor. Biz de bütün filmlerimizi çok uygun karşılıklarla biletli yapıyoruz” dedi.

DÜNYADAN KADIN SİNEMACILAR GELİYOR

Haşar, “Biz  her yıl Türkiye’deki    sinemacı kadınları dünya sinemasının iyi kadın yönetmenleriyle buluşturmak,  festivalleri birbiriyle kaynaştırmak için yola çıkıyoruz.  Bir de Fipresci bölümümüz var. Fipresci jürisi Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği jürisi gelir 2018-2019 yılmış filmleri seyreder ve ödüllendirir. Böyle bir uluslararası kısım var. Biz bir iki yıldır kendimizi yalnız hissediyoruz. Dünyadaki kadın filmleri festivallerine  ‘Kızlar biz son yıllarda mahsunuz’ diye yazdık. Geliriz bu sene birlikte festival yaparız dediler. Bu sene dünyanın her yerinden 14 festival geliyor. Hem     Ankara’da bizimle bu şenliği paylaşmak için, hem Ankaralı sinemaseverlerle çalışmak için. Hem bize destek, dayanışma için. Hem belki birlikte projeler üretmek için geliyorlar. Onlara bir atölye de yapıyoruz. Sinemacı gençlerimiz ufuklarını genişletsinler. Dünyada neler oluyor, nasıl yapılıyor? Bu deneyime biraz yakından tanıklık etsinler diye. Bu çok iyi oldu. Çok mutluyuz” dedi.

Haşar, Afrika’dan da kadın sinemacıların gelmesini istediklerini ve yazdıklarını ifade ederek, “Uganda ve Ruanda’dan gelmek istediklerine ilişkin cevap da aldık ama onlar da paraları olmadığı için gelemeyeceklerini bildirdiler. Biz tanıdığımız herkese Biz Afrikalı kadınları da burada istiyoruz bize destek olun diye söylüyoruz” dedi.

Festival haftası boyunca Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki stantlarında onlar kendi festivallerini tanıtacaklar, kadın sinemacılar da dünyanın beş kıtasından gelen festival temsilcileriyle yüz yüze görüşme şansına erişmiş olacak. Gelirken bavullarına kendi festivallerinden seçtikleri bir filmi de koydular. Bu seçki, festivaller başlığı altında izlenebilir.

Almanya’dan Berlin Feminist Film Festivali

Barcelona’dan Barcelona Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Fransa’dan Films Femmes Mediterrannee Film Festivali

Hindistan’dan IAWART Asya Kadın Filmleri Festivali

İsveç’den Stockholm Feminist Film Festivali

Kanada’dan Female Eye Film Festivali

Kenya’dan Udada Festivali

Lübnan’dan Beyrut Uluslararası Film Festivali

Portekiz’den Porto Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Rwanda’dan Urusaro Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Şili’den Femcine Festivali

Uganda’dan Celebrating Womanhood Film Festivali

VE ÖDÜLLER

Festivalde Bilge Olgaç Başarı Ödülleri, Onur Ödülü, Tema Ödülü ve Genç Cadı Ödülü de sahiplerini bulacak. Sündüz Haşar festivalin amacının sinemadaki kadın emeğini görünür kılmak olduğunun altını çizerek;

“Biz her yıl Türkiye sinemasında birikmiş kadın emeğini hatırlatmak istiyoruz. Çünkü avantür filmler çeken kadın yönetmenimiz vardı bizim Birsen Kaya. Kimse adını tam öğrenemeden aramızdan ayrıldı. İlginç bir birikimimiz var aslında. Ortaya çıkmamış, adı konmamış. Biz bu festivalde biraz bu süreci de yıkalım dedik. Bu alanda emek vermiş bütün kadınları öne çıkarmayı başardık. Buna devam ediyoruz. Birkaç başlıkta ödül veriyoruz. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’müz var. Bu yıl Bilge Olgaç Ödülünü Meltem Cumbul’a veriyoruz. Sinema Oyuncuları Sendikası başkanlığı sırasında başlattığı, “Bu Sette Çocuk Var” kampanyasıyla, sette çalışanların insan olduğu ve çalışma koşullarının değiştirilmesi konusunda yarattığı farklılıkla, eğitimde fırsat eşitliği çalışmalarıyla, değerli oyuncu Meltem Cumbul’a veriyoruz. Diğerini ise Oyun belgesel filmi ile Pelin Esmer’e veriyoruz. Kendisinin yaptığı filmi bir belgesel olarak çekip gündemimize getirerek bizleri çok şaşırttı. Kendisi aslında görüntü yönetmenliğinden yönetmenliğe geçmiştir. Onur Ödüllerimiz var. Sinemamıza unutulmaz karakterler kazandıran Sumru Yavrucuk ve sinemada, tiyatroda müzikte engin yeteneğini çok büyük bir cömertlikle ortaya koyan bir oyuncu olan Ayla Algan’a Onur Ödülü veriyoruz. Tema Ödülümüz ise İstanbul’da Kadın Eserleri Kütüphanesi var. Bugüne kadar birikmiş kadın yaratıcılığını toparlamaya, arşivlemeye ve kalıcı tutmaya çalışıyorlar. Onlar da bizim gibi destekler ve dayanışma ile ayakta duruyorlar. Çok başarılı bir şekilde uzun yıllar sürdürüyorlar. Biz bu hikaye meselesinde bu ülkenin hikayesini en iyi kayıt altına alanlardan olan Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne de Tema Ödülü verdik.

Genç Cadı ödülümüzü ise festivalimizin Her Biri Ayrı Renk bölümünde yarışan Sefa Öztürk’ün Güven filminde başrol oyuncusu Gözde Çığacı’ya veriyoruz. Genç Cadı ödülünü henüz birikmemiş bir emeğe veriyoruz. Genç bir kadın oyuncunun emeğine, yeteneğine, çalışmasına dikkat çekmek için veriyoruz. Kaybolup gitmemesi için, onu öne çıkarabilmek için veriyoruz bu ödülü.  Bu yıl epeyce genç kadınların oynadığı filmler çekildi. Fakat yeni çekilen filmler olduğu için özellikle de 2019’un başında bu filmlerin hepsine ulaşma imkanımız olmadı. Filmleri peyder pey izleyebildik. Bu yüzden de Genç Cadı Ödülümüzü en sona bıraktık. Güven filmi aynı zamanda festivalin de konuklarından biri. Fipresci bölümünde yarışmaya da giriyor. Güven filminde oynayan bir oyuncu bizim dikkatimizi çekti. Bir kadın yönetmen olan Sefa Öztürk’ün Güven filmindeki başrol oyuncusu Gözde Çığacı’ya Genç Cadı Ödülünü verdik” dedi.

UÇAN SÜPÜRGE’NİN HİKAYESİ

22. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu yılki teması Hikayem. Sündüz Haşar festivalin sözlü bölümlerinde bir oturumla tartışmak istediklerini belirterek, “ Festivalimizde sözlü bölümlerimiz var. Panellerimiz var, oturumlarımız var, tartışmalarımız var. Atölyelerimiz var. O sözlü bölümlerimizden biri Hikayemiz. Hikayemiz: Feminizm diyoruz. Kadınlar hayatta kalmak için direnme noktaları buluyor. Feminizm kadınların önemli bir direnme noktasıdır. Uçan Süpürge’nin hikayesini, Kadın Eserleri Kütüphanesi’nin hikayesini, Ankaralı kadın kuruluşları ile bir araya gelerek bir oturumla konuşmak istiyoruz. Buradan da bu yıldan itibaren bir belgesel çekimine başlıyoruz. Uçan Süpürge’nin belgeselini çekeceğiz. Elimizde birikmiş materyallerimiz var. Bu belgeselle 22 yılı özetleyeceğiz. Bu belgeseli 25. Yıla yetiştireceğiz. 25. Yıl hazırlıklarına şimdiden başladık. Belgeselimiz de bunun ilk adımı oldu. Çalışmalarımızı şimdiden yapıyoruz” diye konuştu.

Sündüz Haşar, Uçan Süpürge Film Festivali ile kadın örgütleri arasındaki ilişkinin varlık nedenleri olduğuna    dikkat çekerek,

“Uçan Süpürge’nin varlık nedeni kadın örgütleri. Uçan Süpürge de bir kadın sivil toplum kuruluşu. Esas olarak Türkiye’de kadının yaşam koşullarının, yaşam mutluluğunun katsayısının yükselmesi için çalışan bir kadın kuruluşlarından biridir. İlk konuşmamızı hatırlarım. Başlangıçta da biz bir festival yapmak için yola çıkmamıştık. Bu süreç Ankaralı ve Türkiyeli kadın kuruluşlarla birlikte yaşanıyor. Dağ taş Türkiye’nin her yerini gezip kamuyla kadın sivil toplum kuruluşlarının ilişkisini geliştirerek kamumun Türkiye’deki kadın sorunlarına duyarlılık geliştirebilecekleri bir ortam hazırlamak  Köprüler Kuruyoruz  projesi Uçan Süpürge’nin bir işidir. Bizim varlık nedenimiz Türkiye’de kadınların çabası emeği. Ve onun kalitesinin ve katının yükselmesi. Hepimiz de birer kadın olarak bu meselenin birer parçasıyız” diye konuştu.

URSULA LE GUİN VE AGNES VARDA ÖZEL GÖSTERİMLERİ

Haşar, Ursula Le Guin ve Agnes Varda’nın filmlerine dikkat çekmek istediklerini belirterek,

“Ursula Kroeber Le Guin’i kaybettik geçen sene kaybettik. Ursula Le Guin büyük edebiyatçı büyük yazar ama dünyanın en önemli feminist yazarlarından biridir.

Ursula Le Guin’e ilişkin bir belgeselimiz var. Bu belgeseli ilk defa biz göstereceğiz festivalde. Bu belgesele Türkiye prömiyeri yaptırıyoruz. Bir de Mart ayında  kaybettiğimiz büyük Fransız yönetmen Agnes Varda var. Agnes Varda da feminist sinemanın çok önemli isimlerinden biri. Festivalimizde Varda’nın da bir filmi olacak. Biz bu iki filme özel gösterim yapıyoruz. Bu iki filmin üzerine de sözlü oturum yapacağız. Bu sözlü oturum konuşmacılarından biri Alin Taşçıyan    İstanbul’dan geliyor. Yine İstanbul’dan bir edebiyatçı hocamız Ursula Le Guin üzerine konuşmak için davet ettik.     Seyicilerimizin bu iki filme dikkatini çekmek istiyoruz. Hem çok kıymetli iki sanatçıyı. Ama hem de çok kıymetli iki inanı tanımak ve onların dünyaya bakışına dair yakın fikir elde etme     fırsatımız var” diye konuştu.

Sündüz Haşar, Ankaralı sinemaseverleri festival baharını yaşamaya    davet etti ve Uçsun Uçan Süpürge.

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Benzer Haberler


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim