Orhan SELEN
Atatürk’ün hayvan sevgisi

15 Mayıs 2019 Çarşamba

Atatürk asker, komutan, devrimci, devlet adamı yönleriyle çok kez anlatılmıştır.

Nedir ki, “İnsan Atatürk”  topluma tam olarak anlatılmadığı için onun hakkında söylenen çeşitli yalanlara inananlar çıkmıştır.

Onun sevgisini, merhametini, duygusallığını yani “insani” yanını bilmeyenler yalanlara kolayca inanmaktadırlar.

Atatürk’ün hayvanlara olan sevgisi ilkokullarda anlatılmalıdır.

Çocuklar için kahramanlık kolay anlaşılır bir kavram değildir ama hayvan sevgisi o taze beyinlerde hemen yer eder.

 Atatürk, hayvanlara karşı hep özel ilgi göstermiş, hatta bazılarını sahiplenerek özel olarak bakımıyla ilgilenmişti.

 Bunlardan Alp, sonrasında Alber ve birçok kitapta bahsi de geçen Foks adındaki köpekleri Atatürk’ün yanında sadık dostları olarak tarihteki yerini aldı.

Atatürk Bulgaristan Askeri Ateşeliğinden dönüşünde Alp adını verdiği güzel bir köpek getirmişti ve Çanakkale Savaşlarında da yanında bulundurmuştu.

 Alp sabahları Atatürk’ün uyanış vaktini ezberlemiş, bazen Atatürk kalkması gereken vaktinde kalkmayıp uyuduğunda alp endişelenir ve üstüne çıkarak nefesini kontrol ederdi.

 Kurtuluş Savaşı sırasında ise bir Yunan komutanlarının ortada kalan      Alber adlı av köpeğini sahiplenmişti

Alber öldüğünde çok üzülen Atatürk henüz üzüntüsü dinmemişken Foks onun yeni köpeği olur.

 Foks, Atatürk’ün odasında yatar, her gittiği yere yanında gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk’ten daha önce koşar, adeta Atatürk’ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi

Atatürk nereye gitse onu da birlikte götürür, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmazdı.

Atatürk, Foks’un ne yiyip ne içtiğinden, ne zaman çiftleşeceğine kadar hemen her şeyiyle yakından ilgilenirdi.

 Ama gün gelir, Foks’la yolları ayrılır.

 Köşke ikinci bir köpek gelmesini kıskanan Foks, bir gün kendisini kaldırmak isteyen Atatürk’ün elini ısırır.

 Ancak (yaşamı boyunca hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve köpeklerin Hayvan severler Derneği aracılığıyla sahip edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks’un davranışına hiç sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir:

(Fenalık yapmak için ısırmadı).”

Gazinin çevresindekilerden kimileri onu güldüren, neşelendiren Foks’un “Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez” diyerek, ilaçla uyutulmasını istese de Atatürk buna karşı çıkar.

Çiftliğe götürülen Foks kontrol altına alınır ve bir süre sonra, bir kaynağa göre çiftlik baytarları tarafından iğne ile başka bir kaynağa göre de gerekli testlerin yapılabilmesi için vurularak hayatına son verilir.

Foks’un ölümü Atatürk’ü adeta yıkar.

Günlerce yüzü gülmez olur.

Artık Foks’un konusu her açıldığında, gözleri acıyla dolar.

Atatürk’ün Foks’a olan sevgisi göz önünde bulunduran Çiftlik müdürü Foks’un derisini doldurtup Çiftlikte müze camekanına koydurur.

 Bu olaydan bilgisi ve haberi olmayan Atatürk, bir gün camekanın önüne gelip Foks’u canlı gibi görünce birdenbire çok şaşırır, bir sandalye ister ve oturur.

Cansız köpeğe uzun uzun bakar ve bir müddet sonra; “Sevdiğim bir köpeği bu halde göremem, bunu derhal buradan çıkarttırın ve çiftlikte müsait bir yere gömün” diye talimat verir.

Atatürk daha sonra ayrıca “Foks esasında bana fenalık yapmak, canımı acıtmak için ısırmadı, öyle olsaydı ben onu hissederdim, o öyle bir köpek değildi. Onun içi o doldurulmuş halini içime sindiremedim” der.

Her ne kadar Atatürk, Foks’un gömülmesi emrini verse de; yakın arkadaşı Necdet Pençe saklamış, 1969’da da eşi İrfan Pençe tarafından Anıtkabir’e hediye edilmiştir.

Foks’un doldurulmuş bedeni 2002 yılında açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne konulmuş ve hala aynı yerde bulunmaktadır.

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim