Oğuz Güler
Ekonomimizde kooperatiflere önem vermeliyiz

19 Temmuz 2019 Cuma

Düzgün kooperatifçiliğin oturduğu ülkelerde her sektör başarıyı kolay yakalamışlardır. Bizde Almanya'nın 3 katı kooperatif olmasına rağmen, ciddi sorunlar, sıkıntılar yaşamakta ve işlevsel manada 15-20 ciddi kooperatif dışında gereken başarıyı yakalayamadıkları görülmektedir. Bizde Almanya gibi az kooperatif ama çok başarı oluşturacak yasa ve altyapıyı bir an evvel kurmalıyız. Uluslararası kooperatifler günü münasebeti ile konunun uzmanlarının özet görüşlerini aşağıda sizlere sunuyorum... 

"Uluslararası Kooperatifler Günü bütün dünyada kutlandı. Bu özel gün dolayısıyla kooperatifçiliğin önemine dikkat çeken bu konuda en başarılı kuruluş olan Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanının Türkiye’de istatistiki manada hem kooperatif, hem de kooperatif üye sayısında dünya ile benzer bir görünüm olduğunu, buna karşın kooperatifçilikte ise işlevsel manada aynı şeyin söylenemeyeceğini belirtip, şunlara değindi; 'Ciddi ve bilinen kooperatifler ve benzeri birkaç yapı maalesef kooperatifçilikte ki genel manzaramız da istisnalarıdır. Oysa işletme ölçeğindeki zaaflar nedeniyle üretim planlamasının  yapılamadığı, çiftçinin pazarlık gücünün olmadığı, alırken de satarken de dezavantajlı olduğu, gelir bölüşümünde kaybedenin hep küçük üretici olduğu bir ülkede işlemeyen kooperatifler yüzünden mağduriyetler artmaktadır.'

Ülkemizdeki işletme ölçeklerinin çiftçi açısından alırken de satarken de kazanmaya müsait manzara arz etmediği, Kooperatifçilik sektörün işletme ölçeğinden kaynaklı sorunlarının aşılmasının başkaca pratik bir yolu olmaması başta olmak üzere planlı üretim, sektörde yenilenme ihtiyacının karşılanabilmesi, ürün üzerinden oluşan katma değerin hakça bölüşülebilmesi, tarla ve market makas açıklığının daraltılabilmesi gibi daha da uzatılabilecek ülkemize has meselelerin çözülebilmesi için bir seçenek değil mecburiyet. İşin zor kısmı, üretim planlaması, finansman, pazarlama ve ürün üzerinden oluşan katma değerin bölüşümü ile ilgili hususlar. Bunları da aşmanın dünyada bilinen tek yolu kooperatifçiliktir ama biz bu konuda yetersiziz.

Ürünün satışından sonra da üreticinin ürün ve ürün üzerinden oluşan katma değer ile ilişkisi kesilir. Ürün üreticinin elinden bir liraya çıkıp iki liraya satılsa da bir liraya çıkıp beş liraya satılsa veya işlenip mamul ürün haline getirilip pazarlansa da oluşan artı değerden çiftçi faydalanamaz. İstihsal Kooperatifine üye bir çiftçi açısından ciddi kooparatifler arazi planlaması yıllar öncesinden yapıp ne üreteceği belli olabilmekte. Bazı kooperatifler karma yani patates, mısır, pancar, ayçiçeği gibi ürünlerin de ekimini yaptırır. Sözleşmeli ektiği ürünün üretim sürecinde ayni ve nakdi avanslarla üretimin finansmanında kooperatif iştiraklerinin desteğini alır. Ürününü ne zaman hasat edip kime vereceği tarlaya tohumu atmadan bellidir. Tarımsal ürünü işlemeye yönelik yatırımları da olan kooperatifler çiftçinin önünde bir yeni sürecin daha kapısını açar. Çiftçi tek başına ise açığa ekimden başka çaresi yoktur. Eğer kooperatif çatısı altındaysa ne ekeceğini kime satacağını bilir. İşte bu sistem hepsinde olabilmelidir.

Özetle; kooperatif iş modeli ister, perakende ister, tarımsal sanayi olsun, yapacağı uzun vadeli ürün tedarik sözleşmeleri ile kooperatif çatısı altında üretim yapan çiftçi için ne üretirsem kazanırım sorusunu mesele olmaktan çıkarmalıdır. Ne üreteceği belli olan çiftçinin ihtiyaç duyduğu girdiler de kooperatif sisteminde toplu alım yoluyla uygun şartlarda ihtiyacı kadar başta temin edilir. Hasada kadar geçen süreçte ise kooperatifler bizzat veya ürün tedariki yapılan firmayla yapılan anlaşmalar ile finansman açısından da çiftçiye kolaylıklar sağlamalı. En önemlisi toplu pazarlık ile yapılan pazarlama da çiftçi tek başına ve dayanma gücü ile sınırlı olan duruma göre çok daha avantajlıdır. Hal mafyasına üreticinin esir olmaması için kooperatifçilik ülkemizde düzgün zemine oturtulmadıkça soğan ve patates karambolde artarken diğer ürünlerin de bu kargaşada artmaması için kooperatif olgusu sahada ki muhataplarına da danışarak mutlaka Avrupa'da ki başarı yakalanmalıdır. Yoksa her sektörde ki kokuşmuşluk ve düzen halkımıza kazık olarak dönmektedir. Çiftçi aylarca uğraşıp kiloda 15-20 kr kazanırken onun 6 ayda yetiştirdiği üründen komisyoncular 2 saatte 50 kr kazanıyorsa adil düzene gidemeyiz.

 

 

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim