M. Yahya EFE
Hani adalet mülkün temeli idi!

12 Haziran 2019 Çarşamba

Sevgili okurlarım, bir ülkede en güçlü olması, dokunulmaması ve bozulmaması gereken kurum yargıdır. Böyle olmasına rağmen, son günlerde, ülkemizde yargıya güvensizlik konusu gündeme geldi.

Ülkede bozulan düzeni, usulsüzlükleri, yolsuzlukları, vurgunları, soygunları, hırsızlıkları, katilleri, ırz düşmanlarını, adilane bir şekilde yargılayıp hak dağıtan bir kurum olan, yargının bozulması halinde, söylenecek bir şey kalmaz.

Bir ülkede yargının bozulması değil, bozulması ihtimalini düşünmek veya şüphelenmek dahi, oldukça üzücü ve düşündürücü. Hiçbir surette kabul edilemez.

Vaktiyle seçim meydanlarında "dokunulmazlığı kaldıracağız" diye nutuk atanlar, bugün meclis çoğunluğunu elinde bulundurmalarına rağmen, “Türk yargısına güvenmediklerini” söyleyerek dokunulmazlıkları kaldırmayacağız diyorlar.

Mecliste çoğunluğu elinde bulunduran bir parti Türk yargısına güvenmiyorsa, vatandaş nasıl güvensin.

Ülkemizde zaman zaman yargıya müdahale tartışması var.

Bugün çıkıp “Türk yargısına müdahale var” diyenlerin, dün neler yaptıklarını, hatırlayalım.

AB, Türk yargısının elinin kolunun bağlanması için TCK'da düzenlemeler istedi.

Avrupa Birliğine gireceğiz diyerek, AB’nin bütün isteklerine boyun eğen hükümet ise, yeni TCK’nu, bütün eleştirilere rağmen yangından mal kaçırır gibi çıkartıldı.

Ne oldu?

Çıkarılan yasalar nedeniyle de yargının eli kolu bağlı vaziyete geldi.. Yargının eli ve kolu bağlı olunca da, suçlar arttı ve Türkiye suçlular cenneti oldu adeta.

Ülkemiz suçlular cenneti olunca da, insanlarımızda yargıya ve polise karşı güvensizlik başladı.

Cumhuriyet Savcıları'nın eli kolu bağlanınca, güvenlik kuvvetleri görev yapamaz oldu. Suç oranları arttı. Kimse buna “yargıya müdahaledir” demedi.

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle yargı ve adalet olmaz. Polis suçluları yakalıyor, Savcı veya mahkeme ifadelerini alır almaz serbest bırakıyor.

Sağ olsun hükümetimiz, Avrupa Birliği’nin emir ve isteklerine uyum sağlamak için, suçluları koruyan, masum insanları zor durumlarda bırakan Türk Ceza Kanununa birçok hüküm getirildi.

Durum böyle olunca da, suçlar da ister istemez bir artış oldu. Suçlardaki bu artış ise, polisi yordu ve bitirdi.

Bir ülkede en güçlü olması, dokunulmaması ve bozulmaması gereken kurum yargıdır. Bu nedenle siyasilerimiz, yargıya müdahale huyundan vazgeçmelidirler.

Şimdi de, 23 Haziran da yenilenecek olan seçimden sonra, Anayasa değişikliği ve kısmi af meclisin gündemine gelecek. Kamuoyu günlerdir bu konuyu tartışıyor.

Hâkimler, savcılar başta olmak üzere muhalefetten büyük tepki var. Böyle olmasına rağmen, hükümet yargının yetkilerini kısıtlamak istiyor.

Hani adalet mülkün temeli idi!

Adalet mi bu?

Adaletin gerçekleşmesini üzerine görev alan yargının, her bakımdan duyarlı ve yürekli olması için, siyasilerin yargıya ayak bağlı olmamalarını diliyorum.

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim