Güran TATLIOĞLU
İkinci Dünya Harbi Avusturtya ve Bağdat'a doğru (5)

9 Ekim 2019 Çarşamba

II.Dünya Harbi başlamadan önce Almanlar the Rhine – Main – Danube kanalının inşaatına başlamışlardı. Böylece Hamburg ve Berlin’den Viyana, Budapeşte ve Belgrad üzerinden Karadeniz’e ulaşmak mümkün ocaktı. Su yoluyla ulaşım demiryolundan ucuzdu. Nazi basınına göre ,  Ruhr kömürü Balkan ülkelerine  ve Romanya petrolü de Almanya’ya ucuzca taşınacaktı. Almanya yalnız kendi ihtiyacı için değil fakat baska ülkeler için de , örneğin Hollanda, İsviçre ve Belçika için de Romanya petrolünü onlara ulaştırabilecekti.

Hitler Almanyası barışçı bir şekilde bu ticaret geliştirmek istemiyordu. Onlar hammadde kaynaklarına ulaşmanın ötesinde , bu kaynakların sahibi olmak ve onları kendi tekeli altında tutmak , bu kaynakların tam kontrolunü ele geçirmek istiyordu. Bunun sonucu olarak da sürekli olarak ilgili ülkeleri tam bir baskı altında tutmak istiyordu.

Söz konusu kanal Kuzey Denizi’ni Karadeniz’e bağlarken  Alman tröst sahiplerinin ve bankerlerinin hakimiyetini Balkanlarda stabilize ediyordu. Fakat bu onların hayallerinin ancak bir bölümune hitap ediyordu. “Down to Danube and on to Asia” sözü  Alman  emperyalizminin sloganı olarak Tuna nehrine ulaşmayı ,oradan  da Asya’ya uzanmayı temsil etmekteydi. Böylece Kuzey Denizi’ndeki Rotterdam’dan  Tuna’ya oradan da Karadeniz’e gelip , Karadeniz’de Trabzon ve Erzurum üzerinden Iran Körfezine ve Hindistan’a ulaşılabileceklerdi.

Belirtilen plan 25 yıl öncenin planı idi.  Bugünün planı da aynı idi. Insanlar da aynıydı. I.Dünya Harbi’nden önce 1907 yılında Deutsche Bank Romanya petrolleriyle ilgili olarak oyunu Rockefeller lehine kaybetmişti. “Private secretary”  Herr Strauss  sonunda Bağdat Demiryolu sirketinin başına getirildi. O aynı zamanda the European Petroleum Company ve   Galiçya ve Romanya’da petrol kuyuları olan the German Petroleum Company’nin  yönetim kurulu başkanı idi.  Romanya’nın işgali sırasında Romanya’nın 1,5 milyon ton ham petrolü bedel ödemeksizin Romanya’dan alındı. Bütün bu operasyon  Herr Straussın eseriydi.

Birinci Dünya Harbi’nde Strauss , mecliste, Reichstag’da, milyoner Stinnes ile yanyana oturuyordu. Hitler’in terimiyle bu “profesyonel kapitalist”, “banka tefecisi”, “yüksek finanscı” Hitler yandaşı oldu. Ve Hitler tarafından  Reichstag  Başkan Vekilliğine ve Bavyera Devlet Konsülünde üyeliğe  getirildi.  Harbe doğru yönelen silahlanma ve diğer ilişkiler Strauss’u zenginliğin zirvesine çıkarıyordu. Yirmi üç şirketin yönetim kurulunda idi. Her birinden iyi ücretler alıyordu. Bu firmaların arasında BMW’nin silah ve patlayıcı üreten ünitesi, Daimler Benz, The Rheinmetall Borsig, the Siemens Plania ve Vereinigte Glanzstoff Fabriken gibi büyük şirketler bulunuyordu.

Lufthansa’nın danışmanlık kurulunda da Staruss yer alıyordu. 1937’den beri  Lufthansa uçakları kanatlarında swastika  resimli olarak Suriye, Irak , İran ve Afganistan üzerinde uçuyordu. Böylece Alman emperyalizminin yeniden doğuşunu müjdeliyordu bu ülke halklarına . Özellikle İran’da İngiliz etkinliğinın yerine geçebilmek için ,  yerli ajanlarla birlikte, büyük gayret sarfediliyordu

İran kampanyasına Thysenn, Krupp, Haniel, Hösch, Klöckner, ve Mannesman sıkı bir şekilde sarılmışlardı. 1929 yılında İran’a Alman ihracatı 17 milyon markdı. 1936’da 36 milyon marka yükseldi.Aynı dönemde İngiliz ihracatı ise 46 milyon marktan 33milyon marka geriledi. Almanların Türkiye’ye aynı dönemdeki ihracatı 1932’de 31 milyon mark iken 1936’da 79 milyon marka çıktı. İngilizlerin Turkiyeye ihracatı ise 22 milyon marktan 12 milyon marka indi. 1929 ‘da 58 milyon mark idi ( Behrend 2, 219).

Bu eğilim 1937 ‘e kadar böyle devam etti. Almanların Avusturya , Sudetenland daha sonra Çekoslavakya’nın tamamını isgal etmesiyle 1938’de daha da arttı. 1938’in sonlarına doğru Almanya’nın yeni Ekonomi Bakanı  Herr Funk, yalnız    Almanya’dan  harp silah ve malzemesi almak şartıyla, Türkiye’ye 150 milyon marklık yeni bir kredi açtı.

1 Eylül 1939 Almanya’nın Polonya’yı işgali ile başlayan II Dünya Harbi süresince Nazi yönetimi ve Alman sanayicileri ve finans kapital arasındaki ilişki harp öncesinden farklı bir gelişme gösterdi. Bu süreç içinde olup bitenler ayrı bir yazı serisinin konusu olacaktır.

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...


Copyright 2017 Anayurt Gazetesi
İletişim