MENÜ
Ankara 21°
Anayurt Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Müfrit Solcu-Ulusalcı-Alevi Çıkışların CHP’den Tasfiyesi
Misafir kalem
YAZARLAR
25 Mayıs 2018 Cuma

Müfrit Solcu-Ulusalcı-Alevi Çıkışların CHP’den Tasfiyesi

Fırat Siyabend

1950 seçimleri Demokrat Parti ile Cumhuriyet Halk partisinin belli konularda uzlaşması ile gerçekleştirilmişti. Bu uzlaşıyı gerçekleştiren iki önemli aktör ‘’müesses nizam’’ın önemli iki garantörü Celal Bayar ve İsmet İnönü oldu. Üzerinde uzlaşılan en önemli husus nizam dairesi içerisinde kavga edilecek bir siyasal akıl ve çerçeveydi. Yani kontrollü muhalefet ve kontrollü iktidar olmalıydı çünkü müesses nizam radikal tutumlara kapalıydı. Demokrat Parti kendi içindeki müfrit muhafazakâr demokratları tasfiye etmişti. Bu müfritler siyasal kavrayış olarak üzerinde politika yürütülen zemini çatlatma tutumu içerisindeydiler. Sembol olmuş isimler sağ cenahtan Osman Bölükbaşı, meşhur komünist Sertel’ler ailesi ve daha birçok radikal isim tırpan yemişlerdi. Bugün siyasal tabloya bakıldığında merkez sağ blok Türkiye siyasal düşünce yelpazesinin hem sağını hem solunu belirleyen pozisyondadır. Saadet Partisinin merkez sağdaki meşruiyetinin farkında olan CHP oyunun kurallarını merkez sağa göre belirlemektedir. CHP içindeki müfrit(radikal) ulusalcıları, Solcuları,  Alevi’leri tasfiye ederken karşısına tepki toplamamak için daha popülist ve bu tasfiye edilen kesimlerle flört eden isimler koymaya çalışmıştır. Eren Erdem, İlhan Cihaner, Mustafa Balbay, Barış Yarkadaş  müfritleri temsil etmekteydiler. Yani devlete ve nizama ‘’yeterli’’ hassasiyeti geliştirememiş onu kullanan iktidarla özdeşleştirip çatlatmaya çalışmışlardır. En azından muhafazakarların duygu dünyasında böyle görülmektedir ki CHP sağ cenaha kulak kesilip politika üretmektedir. Bu konuya girmeye niyetim yoktu fakat listeler açıklanınca daha da şüphelerim arttı. Parantez içinde şunu söylemeden edemeyeceğim. (Muharrem İnce’nin adaylığından sonraki kendisine destek verilmesi noktasındaki isteksizlik haklı olarak şu düşünceyi de haklı kılmaktadır; Parlementer Rejim isteğiniz parti içi muhalefetten kurtulma stratejinizden daha az kıymetlidir) Türkiye yeni bir siyasal konsensusun eşiğindedir. Mutabık kalınan tek husus radikallerin tasfiyesi ve daha ılımlı bir siyasal projeksiyondur. Ne hikmetse bu rüzgar Cumhur İttifakında esmiyor zira o blokta tam tersi sadakat ölçekli daha militan aktörler tercih edilmeye çalışıyor. Türk siyasal hayatında 1950’deki konsensus Komünistlerin tevkifatını getirmişti bugün bu tevkifata maruz kalan özne HDP olmuştur. HDP bu uzlaşının dışında bırakılmış zira kendisi bu radikalliklerin sınanma ölçüsü olarak kodlanmıştır. HDP’nin solun temsilcisi ve bağımsız demokrasi hareketiyiz beyanları CHP’deki tasfiyelerle doğrulanmıştır. Buradaki tasfiyelerin basit bir parti içi iktidar mücadelesi olarak okunması en iyimser tabirle bu siyasal uzlaşıya dahil olma girişimi olarak kodlanmalıdır. HDP saflarında aday listeleri açıklandığında daha net anlaşılacaktır ki bu büyük uzlaşmanın kriterleri sağ karakterlidir ve CHP merkez sağa teslim olmuştur. Muharrem İnce’nin 1960’ların Cumhuriyetçi Güven Partisi çizgisi ise bu uzlaşının yansımasıdır. Muhafazakâr sağ Kemalist çizgiyi çok anımsattı kendileri bana bekleyip göreceğiz.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Anayurt Gazetesi